19 Mayıs 2016 Perşembe

Ne aldım?



Bu kışı hatta ilk baharı bile biraz az alışverişle savdım ama bu yaz bol alışverişli günler diliyorum kendime. Yaşadığım mevsimsel ruh değişimlerinden mi yoksa sınav yükü altında olmaktan mı kaynaklanıyordu bilmiyorum ama ne giyinmeye hevesim vardı ne süslenmeye.. Ama ne zamanki havalar günlük güneşlik oldu ihtiyaçlarla beraber bana giyinme hevesi doldu. Ha giyinme hevesi diyorsam da böyle süs püs değil derdim kendime dönüyorum biraz biraz.

Aslında ay ben bunu aldım şunuda aldım ay şunuda alayım bunuda alayım tarzında bir insan olmayı sevmiyorum. Mümkün olduğunca kısıtlıyorum kendimi. Gönül isterki hepsini alalım tabii :D :D Ama  fazlası hayat felsefeme aykırı.

Ben alış veriş yapmadan önce gözlem yapmayı çok seviyorum, o yüzden bu tarz yazılar okumayıda çok seviyorum. Bende hem bu yaz için sizin alacaklarınıza fikir olsun, hemde bu yazın benim için favorilerinden biraz bahsedeyim diye başladım yazmaya.

İlk olarak çantayı instagramdan bir arkadaşımın sayfasından aldım.
Görünce bayıldım, henüz bir kez kullandım hala kullanım alanlarını yeterince keşfetmiş değilim ama çok şık bir kombinle yada günlük bir kombinle harika duruyor.
 Bu yazın benim için trendlerinden biride porföy çantalar, iki tane kendim dikiyorum onlarında sonrasında DIY yazılarını yazacağım hatta. Onun dışında şimdilik bir kaç tane var ileri zamanlarda arttırmayı planlıyorum çünkü inanılmaz kurtarıcılar, al çık inanılmaz rahat oluyor.

İkinci olarak ise siyah spor örgülü ayakkabılar, her ne kadar resimde farklı gözükse de gerçekte o karecikler şerit halinde birbirinin içinden geçirilmiş. (Ne kadar anlatabildim bilmiyorum :D ) Ayakta duruşu inanılmaz şık, ve hafif bu geçirdiğim seneden ötürü inanılmaz rahat bir insan olduğumdan bu ayakkabıdan 3-5 tane alıp bu yazı geçirebilirim. Çünkü gerçekten hafif ve rahatlar. Ayağınızda ayakkabı varmış yokmuş hissetmiyorsunuz bile. Şimdilik 3-5 tane fikri annemin beni kovalamasına sebep olabilir ama bu ayakkabının beyazı kesinlikle alacaklarım listesinin başında olacak. Üstelik fiyatı da çok uygun.

Üçüncü olarak ise sert şifon şal, sert olarak belirttim çünkü yumuşak şifonların önden duruşu yamuk yumuk oluyor sertler daha tok duruyor hemde bence yumuşak olanlar kadar daraltmıyor. Bu sene ipeklerin tafta şallların yerini daha salaş daha rahat olan pamuklu kumaşlar ve şifon aldı. Bu furya benim bildiğim ve düşündüğüm  kadarıyla  Gülsüm Elkhatroushi'nin tasarladığı şalların yayılması ve sevilmesiyle oluştu. Bu bakımdan ona burdan çok çok teşekkür ediyorum. Şu sebepten : İnsanların düşündükleri tek şey güzellik moda vs olmaya başladıkça insanlar güzellik uğruna o tafta, ipek türevi kalıp şalların içinde pişiyordu. :D


Dördüncü olarak ise krem stiletto, bunu ise sadece ihtiyaçtan ötürü aldım. Krem olmasının sebebi ise bir çok kıyafetle kombinlemek istemem. Bu yaz bol bol topuklu ayakkabı giymem gereken davetim var.


28 Nisan 2016 Perşembe

Yazın favorisi #1

Uzun pileli etekler bu sene geçen seneye oranla daha fazla öne çıkmış durumda. Bense yazın etek giymeyi hatta onları spor kombinlemeyi çok seviyorum.
Bu senenin benim senem olacağını söylemiştim sanırım!

Pileli eteklerin bu sene çok daha yaygın olacağını düşünürsek pek kullanmak istemeyebilirim fakat yinede dolabımda olan parçaları değerlendiririm muhtemelen zira pileli eteğin kullanım ve kombinleme alanı çok geniş bir deniz kenarına giderken salaş beyaz bir t-shirt le ortama uyum sağlayabilirken, üzerine bir gömlek giyerek rahatlıkla yemeğe gidebilirsiniz.
Bu yönden artık dolaplara bir kurtarıcı trend parça daha eklendi.













YILIN RENGİ


Pantone'nin 2016 rengi olarak açıkladığı bu iki rengi türkçeleştirebilirsek pudra pembenin açık tonu ve bebek mavisi diye adlandırabiliriz.
Her ne kadar ikisi yılın rengi seçilse de pudra pembe çoktan raflarda yerini almış her tonunu ayrı ayrı parçalarda sergiliyor, yazın gelmesinden olmalı ki bebek mavisi geçen sene olan parçalarını sürdürmekten ileri gitmiyor.
Her ne kadar siyah sever koyu pastel tonlar tercih eder bir insan olsam da, yazın koyu renklere ara vermek yazın bunalmamak için en iyi yöntem.

Her yıl tek bir renk açıklayan Pantone, 2016'da değişikliğe gitti ve iki ton açıkladı. İşte bu yılın en moda renkleri; Rose Quartz ve Serenity!

Pantone bu iki rengi açıklarken şöyle de bir söylemde bulunmuş, "Dünyanın birçok yerinde cinsiyet kimliklerinin sınırları bulanıklaşıyor" "Renklere bu yaklaşımın cinsiyet eşitliği ve akışkanlığıyla aynı döneme denk gelmesi bir tesadüf olamaz. Tüketiciler artık çok daha rahat bir şekilde renkleri bir ifade biçimi olarak kullanmaya başladı, bu esnada yargılanmak veya bir kalıba sokulmak onları korkutmuyor."




Kesinlikle Pantone sözcüsü çok güzel bir noktaya parmak basmış..''Tüketiciler artık çok daha rahat bir şekilde renkleri bir ifade biçimi olarak kullanmaya başladı.''  Aslında hala insanlar siyah giymenin bohem havasına kapılıp siyah giyiyor ve her ne kadar kıyafetinin insanı olmasa da sırf devrin bohem görüntüsünde kalabilmek için tercihlerini kendi ruhuna göre yapamıyor. Evet belki yol kat edildi fakat hala bir çok insan tarzının insanı olmamak gibi facia bir durumu yaşıyor. Mesela kıyafetleri sert bir kızın içinden çok naif biri çıkıyor. Ve aslında hiç olmadığı birini yansıtıyor. aynı zamanda kapalı bir insan sırf  siyah giymenin aşırı dindarlık göstergesi(!) olduğu fikri yüzünden tarzları olan siyah rengi giyemiyor. Aslında benim modayla tek derdim bu, hangi ırk, cinsiyet, din den olursa olsun insan içinde rahat ettiği kıyafetleri ve içinde kendi gibi hissetiği renkleri tercih etmesi.

Velhasıl kelam..

Pantone renkleri açıklamış açıklamasına ama benim kanatimce bu sene iki değil ikiden fazla tonun moda değilse bile trend olacağını düşünüyorum. Çünkü pudra pembesi beraberinde bir sürü açık pastel tonu getiriyor. Cıvıl cıvıl ve canlı renkleri sevenler için bu soft renkler cazip gelmeyebilir ama açık tonların softluluğunun zarifliği bence bu seneye gerçek asilliği ve şıklığı getirecek.

Benim bu sene trend renklerim ise :




ekru renk ile ilgili görsel sonucu













açık gri kombin yazlık ile ilgili görsel sonucu



Bence bu sene benim senem olacak! Sizce?






#Kendimenot


Odaklanman gereken şeylere odaklan ve başarmadan bırakma. 


 Bırak konuşsunlar duyma.


Mutlu olacağın şartları enine boyuna düşün, ona göre yönlendir hayatını.



Sana taş atana sen ekmek at, bırak o utansın. Ama asla kibrin karşısında eğilme.


Herkese iyi davran ama herkesi yakınında tutma.

İnsanların davranışlarını sorgulama, söylediklerinin altından anlam çıkarma; bırak tüm kötülükler, samimiyetsizlikler o anda kalsın gelecek anların için sırtında yük olmasın.


Prensiplerin seni kontrol etmesin sen prensiplerini kontrol et.

Prensiplerin birer insan değiller ve seni yargılayamazlar, kafanın içinde onların seni yargılamasına ortam oluşturma. 


Yaşadığın şeyleri dramatize etme.


Bir derdi olan sen olmadığın gibi en büyük derdi olanda sen değilsin.

Karşındaki insan sadece kendi düşünmek istediğini düşüneceğinden sen onun yerine de düşünme bırak kafan rahat kalsın. 


 Kimsenin sana beklentilerini dayatmasına izin verme.

''Aldırma, deli gönlüm 
Giden gitsin sen şarkılar söyle içinden boşver.''

"Halbuki, en ziyade hasta sensin. Sen, evvel kendine tabib ara, şifa bul; sonra başkasının şifasına çalış." 

'' Beklentilerin bittiği yerde özgürlük başlar.'' 




Hatırlıyorum..

                     



                       
                       
ölüm ile ilgili görsel sonucu







   5-6 yaşımdayım ananemin cenazesindeyim, ölümü hatırlıyorum.
                      Bir sabah kalkıyorum arkadaşımın ölüm haberini duyuyorum, ölümü hatırlıyorum.
Kendim bile küçücüğüm; arkadaşımın babasız kaldığını öğreniyorum, ölümü hatırlıyorum.            
  Daha lisenin ilk yıllarındayım bir arkadaşıma yazılan ölüm mesajlarını okuyorum, ölümü hatırlıyorum.
           Zaman ilerliyor başka bir arkadaşımın cenazesindeyim, ölümü hatırlıyorum.

Bir saat önce arkadaşımın kardeşinin ölüm haberini alıyorum, ölümü hatırlıyorum.
Bir süre önce ölebileceğim gerçeğiyle yüzleştim, ölümü hatırlıyorum. 
 Ölümü hatırlıyorum, çünkü var.
Ölümü hatırlıyorum, çünkü gerçek.
Ölümü hatırlıyorum, çünkü her defasında düştüğü yeri biraz daha öldürüyor.
Ölümü hatırlıyorum, çünkü bir gün hepimiz ölümün içinden varolacağız.

8 Şubat 2016 Pazartesi

#tarsus


 Tarsus kendi çapında başka bir alem zannımca. Sokakları, evleri hepsi kendine birer birer aşık etti beni. Hatta o güzel tarihi evlerin arasından geçerken tek tek kapılarını açmayı denemedim değil. Belki birinin kapısı açıktır umuduyla baktım hepsine hatta kapının açılmaması hüsranıyla birinin anahtar deliğinden baktım- bknz: resimde- doğruyu söylemek gerekirse bencillik ediyordum zira evin arka duvarı yoktu havada asılı duran bir adet ihtişamlıdan hallice bir merdiven evin ilk halinin göz kamaştırıcı olduğunu her haliyle açık ediyordu ve kapıların kontrolsüzce açık olması o bi hayli yıpranmış tarihi güzelliklere yazık olması demekti.
Bilmeden ortama, sokakların ruhuna o kadar uyumlu gitmişim ki oraya ait hissettim kendimi. Abartmıyorum o evin kapılarını açsalardı bana, orada yaşayabilirdim. Ki zaten kapısından ayrılamamamdan anlaşılmıştır diye düşünüyorum.. 

Ben kendimi böyle yerlere ait hissediyorum nedense. Çok yenilik çok modernlik beni boğuyor. Beni böyle yerlerde yaşatın buralara hapsedin başkada şey istemem. 


30 Eylül 2015 Çarşamba

Kendi ajandanı yap! #DIY




 Youtube'da takip ettiğim youtuber'lardan biri olan Deniz ablanın videosunu izledikten sonra bende kendi düzenimi oluşturduğum bir ajanda yapmaya karar verdim.

Ajanda yapımında kullandığım spralli defter  tabi ki de değerlendirilmeye çok müsait bir dershanenin ince küçük boy defteriydi.
Sonra tabi ben aldım onu elime..
 Bu; boyamayı çok sevdiğim, daha çok büyük yaştaki insanlara hitap eden sevgili boyama kitabından aldığım bir yaprakla kapladım.
İç organizesinin ilk ayını da Videoda izlediğim gibi yapıp ikinci ayında kendi rahatıma nasıl geliyorsa öyle yaptım. Ayrıca o an elimde olan sticker larıda köşeye beriye kondurunca, hunharca kullanabileceğim kendi çapında şık bir ajandam oldu!

Çok daha şık cicili bicili ajanda yapımları da var elbette, ama takdir edersiniz ki sürekli yanımda taşıdığım oraya buraya attığım ve muhtemelen sene sonunda kendini göz önünde bulunmayan bir yerde bulacak ajandalar için fazla emek harcamak akıl karı gelmiyor bana. Hem  elimdekileri değerlendirdiğim bir ajanda hemde ıvır zıvırla uğraşmayı çok seven bana büyük bir eğlence oldu.


Ps: Arka kısmını fotoğraflamayı unutmuşum ama arka kısmında sadece şerit halinde boyanmamış boyama sayfası duruyor. Aynı zamanda ajandamın üstünü canım sıkıldıkça gelişi güzel boyadığım için göz zevkine pek hitap etmiyor :D

Pss: Eğer sizde boyama kitabınızdan aldığınız yaprakla kaplamak istiyorsanız ajandanızın kapağını her boyama kitabının sayfalarının uygun olmadığını söylemeden geçemeyeceğim.

Ben böyle şeylerle uğraşmaktan çok haz alıyorum ya siz?

Deniz Gayretlinin kanalına ulaşmak için